Klass Magazin’nin bu ayki konuğu Asortie Mobilya oldu

Yönetici 23 Ekim 2013 1
Klass Magazin’nin bu ayki konuğu Asortie Mobilya oldu

ASORTİE MOBİLYA YÖNETİCİ ORTAĞI GAFUR YILMAZ, BAŞARILARININ SIRRINI VE GELECEK HEDEFLERİNİ KLASS OKURLARI İÇİN ANLATTI

“MÜKEMMEL MOBİLYA, AYNI ORTAMDA BULUNMAKTAN MUTLULUK DUYULAN MOBİLYADIR”

Asortie, mobilya ve dekorasyon adına kendinizi mutlu hissedeceğiniz olağanüstü tasarımlara imza atıyor. 1965 yılından bugüne gelişen engin bir tecrübenin ürünü ile müşterilerine hizmet sağlayan Asortie, kendine özgü çizgisi ile günün moda anlayışına paralel olarak dizayn edilmiş fark edilebilen ürünler tasarlıyor. Firma, ‘Mükemmel mobilya, birlikte aynı ortamda bulunmaktan mutluluk duyulan mobilyadır’ anlayışıyla hareket ediyor. Asortie Mobilya Yönetici Ortağı Gafur Yılmaz, başarılarının sırrını ve gelecek hedeflerini Klass okurları için anlattı.

Röportaj: Özgün Küçükkahraman

Fotoğraflar: Yavuz Kaynar

Asortie Mobilya kurulalı çok kısa bir süre olmasına rağmen şu an çok iyi bir noktada bulunuyor. Bunu nasıl başardınız?

İnsanlar genelde küçük yaşlardayken yapacakları işe karar veremezler. Hayat onları belli yerlere sürükler. Mobilyacılık ise bizim aile mesleğimiz. İlk başlarda pek istemeyerek girdiğim bu meslek zamanla benim yaşam biçimim oldu. Alışkanlıklarımı ve hayatımı mesleğime paralel yaşamaya başladım. Mobilyacılık yaşayan bir meslek ve insanlar yaşadıkça nasıl alışkanlıkları değişiyorsa çizgileri de değişiyor. İki gün önce bir şeyi sevmeyen, iki gün sonra onu sevebiliyor. Öyle olunca yaşayan bir mesleğe ayak uydurmak için onunla beraber siz de yaşamalısınız. Değişimlere, gelişimlere kesinlikle çok dikkat etmelisiniz. Biz önceki yıllarda İstanbul’u gezmeye gidiyorduk. İstanbul’u gezmeye gidiyorduk derken, İstanbul’un moda noktalarını geziyorduk. Nişantaşı, Bebek, Bağdat Caddesi’ne giderdik. Buradaki bayanların üzerindeki renklere dikkat ediyorduk. Trendleri o dönemlerde bu şekilde takip ediyorduk. Çünkü o dönemde internet yoktu ve yurtdışına çıkmak bu kadar kolay değildi. Basın bu kadar gelişmemişti. Ama o dönem bu şekilde modayı takip etmemiz müşterilerimizin ilgisini çekiyordu ve bayanlar bu tasarım aklınıza nereden geldi diye sorduğunda “Hanımefendi sizi takip ettik” diyordum. Şu anda işler daha kolay ama daha zor. Neden daha kolay? Her şey elinizin altında. Google’a merhaba dediniz mi bütün dünyayı ayaklarınıza seriyor. Ama rakiplerinizle beraber seriyor. Rakiplerinizin arasından sıyrılabilmek için kesinlikle çok iyi gözlemci olmalısınız, çok iyi analiz yapmalısınız ve müşterilerinizi iyi dinlemelisiniz. Eğer iyi dinlerseniz, iyi analiz ederseniz insanların sosyal yaşamlarını, geleceklerini, neler istediklerini, yaşam standartlarını anlarsınız. Biz tüm bunlara dikkat ediyoruz; ortağımın yenilikçi yüzü ve benim 45 yıllık deneyimimle iyi bir sinerji oluşturduk. Asortie çok kısa süre önce faaliyete geçmesine rağmen tecrübelerimizle onu çok güzel bir noktaya getirdik.

asortie_mobilya_resimler(1)

“EĞER İYİ BİR EKİBİNİZYOKSA TEK BAŞINIZA BİR ŞEY YAPAMAZSINIZ”

Asortie’yi kurmaya nasıl karar verdiniz?

Mobilya ekip işi. Eğer iyi bir ekibiniz yoksa tek başınıza bir şey yapamazsınız. Sadece yaptığınızı zannedersiniz, o da bir yere kadardır. Benim ekibim çok iyi. Ortaklarım çok iyi. Herkes kendi dalında uzmanlaşmış. Daha önce ortaklarımızla yaptığımız çalışmaları da baz alarak birlikte güzel bir iş ortaklığı yapabiliriz diye düşündük. Neden kurmaya karar verdik? Bir boşluk gördük çünkü. İnsanlar ne yapıyorlar? İşte babadan bir işe giriyor sonra o işte başarılı oluyor veya olmuyor ama dikkat ederseniz o işi yönetmiyor iş onu yönetiyor. Ve belli bir zaman sonra ne oluyor biliyor musunuz? “Yok, bu iş olmuyor” diyor ve işini bırakıp başka bir işe yöneliyor. Biz dalımızda uzmanlaşıp her gün daha büyüyerek daha profesyonel düşünerek ve kadrolarımızı da ona göre büyüterek bir yerlere gelme hedefiyle Asortie Mobilya’yı kurduk.

Asortie Mobilya’nın çizgisi nedir?

Dünyanın trendler anlamında hâkimi kadınlardır. Kadınlar ne isterse biz onu yapıyoruz. Eğer siz varak isterseniz biz de varak yapacağız ama istemezseniz yapmayacağız. Ama varak hep olacaktır. İnsanlar nasıl giyimlerinin içinde hani spor giyinen gençler bir protokole girdiği zaman bir merasime girdiği zaman nasıl bir kalıba giriyorsa mobilyanın da kendini resmi bir kalıba soktuğu bir tarz vardır. O tarz içinde mutlaka bir el oyması, altın varak gibi süslemeler vardır. Şimdi düşünün şu anda erkeklerin şapkalarında taş var mı? Yok. Ama eskiden padişahların veya vezirlerin o zamanki kavuklarında şapkalarında taş varmış. Neden? Çünkü zenginliğin gücü veya makamın ihtişamını gösteren bir şey taş. Ama biz modern dünyada kim ne istiyorsa, nasıl yaşamak istiyorsa o çizgide hareket ediyoruz.

Yani tamamen kişiye özel hizmet veriyorsunuz…

Kesinlikle kişiye özel proje çalışmaları yapıyoruz. Ben yaptım ve oldu diye bir şey yok. Müşteri ne isterse onu yapıyoruz. Mağazamızda teşhir ettiğimiz ürünler ise müşterilerimizin ortak isteklerinden yola çıkarak hazırladığımız ürünlerdir. Mesela siz geliyorsunuz ve bu mobilya bana göre çok ağır, ben başka bir şey istiyorum dediğinizde sizi asla geri çevirmiyoruz. Yani kişinin hem görseline hem yaşam standardına hem de ekonomik durumuna göre hareket edebilen bir firmayız.

Yurtdışında büyük projelerin altına imza attığınızı da biliyoruz. Daha çok yurtdışı ağırlıklı mı çalışıyorsunuz?

Yurtdışında kendimizi kolay ifade ediyoruz. Türkiye büyüklük bakımından bir yere kadar geldi ama dışarıdan Türkiye’nin ulaştığı noktaya belki onlarca yıl sonra ulaşacak olan ülkeler var. Biz onların farkındayız ama onlar farkında değiller. Onlar Türkiye’nin seviyesine gelinceye kadar biz o ülkelerde büyümemize devam edeceğiz. Markalaşmayı öyle yapacağız. Nasıl Avrupa Türkiye’de büyüdüyse ve nasıl Amerika Avrupa’da büyüdüyse, biz de yakın çevremizde, hâkim olabileceğimiz, adımızı duyurabileceğimiz, marka olabileceğimiz ülkeleri kendimize hedef noktalar olarak tayin ettik. Oralara yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Yani Ortadoğu ve Türkî Cumhuriyetlerde varsınız…

Türkî Cumhuriyetler, Ortadoğu ve özellikle Afrika ülkeleri bizim hedeflediğimiz coğrafyalar. İnterneti yoğun kullanan ülkelerde büyümemiz daha hızlı oluyor. Şimdi Afrika’ya gittiğiniz zaman interneti adam orada kullanamıyor. Ne oluyor? Oradan buraya kadar geliyor ve sürekli gidip gelmelerle alışverişimizi yürüyor. Ama bakınız bugün Kazakistan’da benim müşterim yılda bana iki defa geliyor ve geriye kalan her şeyi biz iletişim yoluyla hallediyoruz. Elektronik posta ile kendisine resimler ve projeler gönderiyorum. İstediği çalışmayı bize anlatıyor bizde burada autocad, 3D ile çalışıyoruz ve kendisine gönderiyoruz. Beğenirse onaylıyor ve üretime geçiriyoruz. Yani artık uzaktan kolay iletişim kurabildiğimiz bir dönemdeyiz. Biz de bize sunulan bu teknolojik nimetleri iyi kullanarak işlerimizin bir parçası haline getiriyoruz.

Peki, bu şekilde karşılıklı konuşup anlaşmanın keyfi yok olmuyor mu? Sizin satış esnasında kişiyi ikna etmenizi zorlaştırmıyor mu?

Yok zorlaştırmıyor. Neden? Eğer bir yerde başarılı olmak istiyorsanız zaten orayla ilgili altyapı çalışmalarınızı yapmışsınız demektir. Bu insanların yaşam tarzları nedir? Alışkanlıkları nedir? Neden hoşlanırlar? Neden hoşlanmazlar? Değer yargıları nasıldır? Eğer siz bunları öğrenmezseniz orada başarılı olmanız zaten mümkün değildir. Dolayısıyla siz kişiyi iyi tayin ettikten sonra onun isteklerine cevap verebildikten sonra karşınızdaki kişi şu yorumu yapıyor; “Bu adam bu işi biliyor ve ben bu adamdan istediğimi alabilirim.”

asortie_mobilya_resimler2(1)

“BİZİM MÜŞTERİMİZLE ARAMIZDA TUTTUĞUMUZ SIRLARIMIZ VARDIR”

Peki, yurtdışında yaptığınız projelerden örnekler sunabilir misiniz?

Bizim çok özel projelerimiz var. Bu özel projelerde müşterilerimiz hiçbir şekilde ne fotoğraf çektirir ne de adının geçmesini ister. Dolayısıyla bizler de onların bu düşüncelerine saygılı oluyoruz ve onları referans olarak kullanmıyoruz. Zaten bizim müşterimizle aramızda tuttuğumuz sırlarımız vardır. Mesela benim bazı planlarım vardır kullanıcısının eşi bile bilmez. Özel kasa alanları yaparız. Bunları kişiler bize yaptırıyorlar çünkü büyük bir güven oluşturduk onlarda. Eğer siz güvenilir olursanız müşteriyle iyi diyalog kurarsanız, müşterinin istediğini yaparsanız bu sefer ikinci müşteri sizi görmeye gelmiyor, direkt size siparişi vermeye geliyor. Dolayısıyla biz çok prestijli projelerimizi söyleyemiyoruz. Hâlbuki bizim için gurur kaynağı olan projeler var ama ne yazık ki dillendiremiyoruz. Özellikle yurtdışında çok tanınan, prestijli zengin aileler var. Diğer taraftan ise oteller yapıyoruz, lokantalar yapıyoruz, yaşam alanları yapıyoruz. Şu anda hedefimiz Rusya’ya yönelmek. Daha doğrusu Rusça konuşan ülkelerde ticaret yapmak. Onun altyapısını oluşturduk. Şu anda internette bir yerlere kadar geldik ve ticari ataşelerle toplantılar halindeyiz. 2014 yılı itibariyle bahsettiğim bölgelerde önemli yatırımlarımız olacak.

Yatırım derken mağaza açmayı mı düşünüyorsunuz?

Mağaza açmaktan ziyade orada bir ortak ile yola çıkarak franchise vermeyi planlıyoruz. Yoksa nereye kadar şube açacaksınız. Bunları nasıl çalıştıracaksınız, nasıl hâkim olacaksınız. Somali’den geçen hafta bir bakanla toplantıdaydık ve bize “Bizim ülkemiz şu anda çok kötü durumda, bir an önce burayı ayağa kaldırmamız lazım. Siz de bize ülke olarak çok yardım ettiniz ama gelin buraya mağaza açın” dediler. Ben de “Hayır olmaz, sizin tutulmuş balıktan önce balık tutmayı öğrenmeniz gerekiyor” dedim. “Siz mağazayı açacaksınız, biz size nasıl yöneteceğinizi, mağazayı nasıl çalıştıracağınızı öğreteceğiz” dedim. Çok hoşlarına gitti ve bu konuda belli adımlar atacaklar. Biz onlara proje vereceğiz, o projeye göre oradan insanlar gelecek ve biz yetiştireceğiz. Daha sonra onlara o ortamı hazırlayacağız. Yoksa ne kadar şube açacaksınız? Oteller zincirini düşünün binlerce oteli olan gruplar var ama hiçbir yerde kendi otellerini inşa etmiyorlar, o otellerin işletmeciliğini yapıyorlar. Biz de aynı mantıktan yola çıkarak hareket edeceğiz.

Kısa sürede çok güzel bir altyapı oluşturmuşsunuz…

O altyapı zaten bizde vardı. Bir nilüfer-havuz hikâyesi var bilir misiniz? 100 metrekarelik bir havuzunuz vardır ve siz oraya bir tane nilüfer çiçeği ekersiniz. Nilüfer çiçeği her gün bir tane doğurur iki olur ertesi gün dört olur ve bir bakarsınız ki beş ayda havuzun yarısı dolmuştur. Hemen bir hesap yaparsınız ve on ayda havuzun tamamen dolacağını söylersiniz ama hâlbuki ertesi gün kalktığınızda o havuzun hepsinin dolduğunu görürsünüz. Bizim altyapımız da böyle. Ortaklarımla birlikte ben tüm tecrübelerimizi ortaya koyduk ve onları atlama taşı yaparak sıçradık. Geldiğimiz noktada da çok iyi bir yere ulaştık.

 


One Comment »

  1. Emine 26 Kasım 2013 at 10:25 - Reply

    asortie mobilyanın yeri maskoda eğer klasik mobilya almayı düşünüyorsanız kesinlikle gidip görmenizi tavsiye ederim.

Yorum Yapabilirsiniz »


Mobilya modelleri
BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR.close

Yandex.Metrica